Geçen sene asgari ücretin 1300 TL olacağı tartışmalı alevlendiğinde makro iktisat dersinde hoca “sizce iyi mi kötü mü” diye sormuştu. Odtüdeki klasik sosyalist kafadaki birkaçı “tabi hocam, işveren çok para kazanıyor ama işçiye az veriyor” diye bık bık laflar etti. Ben de “uzun vadede işsizliği artırır. işveren 5 kişiye asgari ücret veriyorsa asgari ücret yükseldiğinde masrafı artacak. ya ürünlerine zam yapacak ya da 1-2 kişiyi işten çıkaracak. ya da ikisi birden” dedim.

Şu sıralar Henry Hazlitt’in “Tek Derste İktisat” kitabını okuyorum. Asgari ücretle ilgili olarak da bir bölüm var. Asgari ücreti devlet nezdinde yükseltmenin ve bu şekilde refah(!) yükseltmenin neden kötü olduğuyla ilgili şu alıntıyı yapıyorum

Maaşları artırmanın en iyi yolu, işgücünün marjinal verimliliğini artırmaktır. Bu, birçok şekilde gerçekleşebilir. Sermaye birikiminin ve işçilerin kullandıkları makine sayısının artırılması, icatlarda bulunulması ve yeniliklerin getirilmesi, işverenler adına daha verimli bir yönetim şekli, işçilerin ise daha çalışkanlaşması ve verimliliklerinin artması, daha iyi bir eğitim gibi faktörler bunlardan bazılarıdır. Kişi ne kadar çok üretiyorsa, tüm toplumun refahını o kadar artırıyor demektir. Ve işverenlere gerçekten değerli olduğunu ne kadar hissettirebilirse, maaşı o kadar yükselecek demektir. Reel ücret devlet hükmüyle değil, üretim sonucu ortaya çıkmaktadır. 

Devlet, işverenlerden daha külfetli taleplerde bulunmak yerine, kârlılığı artırıcı, işverenleri büyümeye ve üretimi artırmak için daha yeni ve iyi makinelere yatırım yapmaya teşvik edici politikalar izlemelidir. Kısacası, izlenen politikalar hem istihdamı hem de maaşları yükseltebilmek için sermaye birikimine teşvik edici nitelikte olmalıdır.